Thursday, April 16, 2009

Snails / Salyangozlar

In Seattle, slugs vied neck and neck with cutworms as the most hated pests in my garden. We have slugs here, no cutworms as far as I've seen, but what we do have is snails. Five kinds. They're no more than crunchy slugs as far as I'm concerned. And slugs are just intestines with a mouth and a foot.

How many times have I watched things slowly come up, get ready to bloom, and walked out one morning to see them either mowed over or simply gone, victim of snails. This morning I went out and found this.

It's my newly-acquired Clematis integrifolia, which was putting forth lots of new growth. This is almost certainly the job of just one snail, it went partway up and had at, knocking the entire shoot down, wondered where its dinner went, then went to work on the neighboring shoot. Argh!

So many insecticides are really overkill for the average gardener; a little diligence and some soap spray can take care of a lot. But snails and slugs are really a difficult foe. I've watched slugs crawl happily over copper slug barriers, tried ashes, and you can pick all you want but all it takes is one to completely destroy a plant or an about-to-open bud. Another common bit of advice is to eliminate their hiding places. Hello? Snails like to hide on plants! Under plants! Around plants! They'll go into dormancy on tree trunks (where they are at least easy to smush) and even burrow into the soil if they can. So as much as I don't like to use chemicals in the garden, I'll make an exception for slug bait; at least some slug bait. I don't like the normal slug bait that's sold here - it's a pink, fermented-fruity-smelling sawdust-like material and I can see dogs just loving it, to their severe detriment. And unfortunately we don't have the harmless-to-wildlife brands that are available in the US. So I use one that consists of small blue granules, and I try to put it out of the sight of birds. It doesn't seem to have much odor, but the slugs still like it. It quickly invisible within a week or so if there's rain, but the snails still find it; even after you can't see the stuff any more you'll find a snail exuding the telltale dark yellow slime. I don't want to think about what it is, and if the Buddhists are right, I'll have a lot of intent to work off..

However we do have one control here that we didn't have in Seattle: Gypsies! Or by their more accepted name, Rom/Roman/Roma. My next door neighbor told me a few days ago that they Gypsies were back, collecting snails from the lower garden. It truly is a bonanza down there. Today as I was working, they came back - I had wondered who they sell them to, because as far as I know, nobody eats snails here. I warned them that the upper garden had slug bait and if anyone ate the snails from there it could be dangerous. The husband looked at me like I was nuts. "Eat this?" he said, holding up a snail, which was defiantly pumping out a blob of slimy foam. "Who would eat this?!" I tried to extoll the virtues of escargot in onion, olive oil and tomato sauce but succeeded only in disgusting him further, he started joking with his wife about how she could fry them up. Obviously collecting snails doesn't make for a very good living, and some groups of Roma here live literally right on the edge, so why not know about a decent food source? But culture is strong; snails are eaten in neighboring Greece and Bulgaria, not sure about Armenia or Georgia, and in several other Mediterranean countries both Muslim and non-Muslim. But! Not! Turkey!

They were from Adapazarı and collect snails in Istanbul. So why do they collect them, and why Istanbul? It turns out that snail slime has a rejuvenating effect on the skin, and there is a cosmetics company here that pays them one lira for each kilo of snails they collect. Actually this has been going on for quite a while evidently. "It's not a lot but it's clean money; stealing is ayıp (shameful)," said his wife. I have visions of women secretly irritating snails and smearing the slime on their faces each night! Actually, I remember hearing about s cure for patchy hair using a potion made of pulverized snails/slugs and other ingredients.

I asked if I could take their picture but the wife said "ooo, abooooo" (something like "oh, c'mon brooo...); they were shy about it. But just so nobody thinks I'm exaggerating when I talk about how many snails we have in our garden, I took a picture of their haul. Or more correctly, part of their haul; there were two more buckets of them! The pick is to pry them out of their hiding places between rocks and in the crevices of trees. As for the rubber glove - it seems the she was not impressed by their skin-softening qualities.

Unfortunately they only grab the ones that are large enough to be worth their efforts; there are easily four times that many that are pea and hazelnut sized now. As it was, it was a good day for them; my neighbor was opening up a vegetable garden but the dirt was in big clods, so he paid the husband to go through and break up the clods for an hour.


Seattle’daki bahçemde “en nefret ettiğim haşere” unvanı için sürekli yarışan iki böcek vardı: “cutworm” dediğimiz, gece çıkıp ne bulursa onu yiyen bir çıplak tırtıl, ve sümüklü böcekler. Burada cutworm daha görmedim, sümüklü böcek var da çok fazla değil. Nüfus kontrolünün kesinlikle ne olduğunu bilmeyen bir haşeremiz var: salyangozlar. Nedir salyangozlar zaten…çıtır sümüklü böcekleri. Ve sümüklü böcekler, birer ağızlı ve ayaklı bağırsaktan başka bir şey değil!
Kaç defa oldu...bitkilerin yavaş yavaş gelişmelerini, yeni körpe yapraklar ve tomurcuklarını sevinçle izliyorum…her halde bu sabah açılır diye bahçeme çıkınca güzel bir çiçek yerine ya mahvedilerek ya da tamamen yok olarak salyangoz kurbanı olduğunu anlıyorum.

Bu sabah güzel gelişen yeni aldığım Clematis integrifolia’nın yeni fideleri de salyangoza kahvaltılık olmuş, dört fideden sadece bir tanesi kaldı. Her halde böcek, biraz tırmandıktan sonra yemeye başlayıp fideyi ortada kesmiş. Kahvaltısının nereye kaybolduğunu merak ederek yanındakine de yönelmiş…

Birçok böcek ilacı, normal ev bahçelere gereksiz bence, biraz çalışkanlık ve biraz sabunlu su ile sorunlarımızı çözebiliriz. Fakat salyangoz gerçekten zor bir düşmandır. Birçok doğal kontrol/engelleme yöntemi var. Bakır şeridinden geçemiyormuş mesela. Fakat geçiyorlar, hem de çok rahatça. Ağaç külü de etkiliymiş. Sonuçta bir tek salyangoz çok zarar verebilir ve nedense favorileri, hep en değerli şeyler oluyor! Ondan dolayı bahçemde ilaçlardan kaçınmaya çalışmama rağmen salyangoz ilacını kullanıyorum. Türkiye’de en çok satılan salyangoz ilacını sevmiyorum ama. Neden mi? Çünkü güçlü meyve kokusuyla kolay kolay öldürebildiği köpekler ve bazı kuşlara çok cazip geliyor. ABD’de hayvanlara zararsız olan markalar burada bulunma, dolayısıyla bir uzlaşma yapıyorum, “Moltoks” diye bir marka kullanıyorum. Küçük mavi granüller adeta kokusuz. Yağmur yağarsa bir hafta içinde artık görünmez fakat hala etkili oluyor, haftalarca sonra durumlarını ele veren sapsarı sümük salgılayan salyangozlar (bunu 4 kez hızlı söylemeye deneyin!) görülüyor. Bitkilerin altına, kuru havada sığındıkları alanlarına serpmek yeter. Onu yiyen bir kuş görmedim fakat yine fazla açıkta olmasın. Bauhaus artık sadece reçete ile satıyor bu ilaçları, o reçeteyi nereden ve nasıl alacağımı öğrenmedim.

Bu mevsimde başka bir kontrol de var – bir iki haftada bir bahçemize gelip salyangozları toplayan Romanlar! Salyangoz açısından aşağıdaki bahçe tam bir hazine. Bugün yine geldiler, neden topladıkları, kimlere sattıklarını merak ediyordum. Dört yıl boyunca salyangozların çok gözde bir yemek olduğu Yunanistan’da yaşadığım için her halde Rumlar veya Fransızlara sattıklarını farz ederek “üst bahçedekileri toplamayın, ilaçladım, yiyen hasta olabilir” dediğimde adam bana tam delirdiğim gibi baktı. Elinde tuttuğu, sümüklü köpük salgılayarak direnen salyangoza bakarak “böyle bir şeyi kim yer ki?!” diye sordu. Ben ise salyangoz yahnisinin nefasetini övdüğümde, deli değil tam çatlakmışım gibi baktı, eşine gülerek “Hatçe, bunları eve götürüp kızartabilirsin!” diye şakalaştı. Roman dilini konuşan Adapazarı Romanlarıymış. “Peki neden topluyorsunuz, niye İstanbul’da, kim alıyor?” diye sordum. Meğer salyangoz sümüğü, cildi gençleştiriyormuş, burada bir firma topladıkları her kilo için bir lira veriyormuş. “Çok para değil fakat temiz para, çalmak ayıptır” dedi kadın. Gerçi bazı Romanlar öyle bir fakirlikte yaşıyorlar ki, yöntemini bilirsen çok da lezzetli olan salyangozları pişirmeye öğrenirlerse çok iyi ve ucuz bir besin kaynağı olur diye düşündüm, zaten İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, doğu Akdeniz, Cezayir ve Fas’ta yeniyor salyangozlar. Fakat! Türkiye’de! Değil! Kültür, çok güçlü bir şeydir. Nasıl ben de işkembe çorbasına “işkence” çorbası dediğim gibi…

Şayet kimse bahçemizin salyangoz nüfusunu abarttığımı zannederse, yukarıdaki fotoğraf topladıkları salyangozların üçte biridir, 3 kova doldurdular. Kendilerini de çekmek istiyordum fakat iznini sorduğumda karısı çekinerek, “ooo, abooooo” dedi. Maalesef sadece zahmete değecek kadar büyüklerini topluyorlar, çok daha fazla bezelye ve fındık büyüklüğünde yavrular geri kaldı. Yine de onlar için (nispetten) kârlı bir gün olmuş, komşum da açtığı sebze bahçesinde bir iki saat çalıştırdı.

4 comments:

Sarah said...

fascinating information, that's why I love your blog so much. Are those snails collected only from your yard?!
I also try to avoid chemical pesticides. If I kill the ants then there is nothing to keep the slugs in check.

Sazji said...

You have ants that control slugs? Send me some! Here the ants and slugs seem to coexist quite happily. Yes,they were all from my yard (it's a big yard but still...). There was a total of 3 buckets full. By the way, the snails came back for the last of the Clematis integrifolia, nothing but stubs there now. It should recover but I'll have to watch it like a hawk. It's for times like these that God invented chocolate profiterole ice cream. (II Epicureans 3:7)

arpeggio said...

Hello Bob,

Heartbreaking, the snail damage on the clematis! I have some little plastic holders for bait with a tiny circular tray whereupon the bait sits, covered with a small plastic canopy, with enough gap between them for a snail to reach or crawl in. It keeps it off the ground and out of sight of birds and other critters. I do have a snail-squishing mantra: "Next time around, when you are the human and I'm the snail, I give you permission to do the same to me." But the best snail scene I ever had was several houses ago, when I could just throw them over the fence to the neighbor's salivating ducks.

etki alanı said...

Ben de aynı derdi yaşıyorum.Bu sene ektiğim salatalıklar ve patlıcanlar,sümüklü böceklere ziyafet oldu...
Toplayıp toplayıp,çöpe attırmama rağmen,inanılmaz bir hızla çoğalıyorlar...Hele şimdi yağmurlar başladı ve hertaraf dolu...
Bir arkadaşım,bunları toplayan firmalar olduğunu söylüyor.Ben onları oralara veremem gibi geliyor.Çöpe gönderirken bile poşetin ağzını açıyorum ki çöpten beslensinler diye...Ama arkadaşım Leyla,bahçesi için o firmanın adresini bulmaya çalışıyor.Ve paraya ihtiyacı olduğu için de benim yazım üzerine ,hem yorumla bana bildirmiş,hem de maille...
Eğer bu firmanın adını biliyorsanız bildirir misiniz?
Sevgiyle kalın.
TüTü