Wednesday, January 20, 2010

Flowers on the Water / Suda Çiçekler

When I was a kid, I remember looking with fascination at the marbled outer surface of the pages of the huge unabridged dictionary in our elementary school library. Though it made me think of water, I had no idea how it was actually done, or that it even had a name. In Turkey, this art form has been taken to an extreme and is known as ebru. It's commonly translated as "paper marbling," and as in the west, it is sometimes used as decoration for page edges or frontspieces of books, but in Turkey it is an art in its own right, and often used to create beautiful floral motifs.

I've watched ebru being done many times; almost any traditional arts exhibition here will feature an ebru artist at work. The paints are dropped or spattered with special brushes and a stylus onto the surface of water which is thickened with a plant extract called tragacanth. The paints are mixed with varying amounts of gall, which controls how much they spread over the surface. It's all a complex balance of chemistry and technique; even the humidity and temperature can affect the outcome.

I'd always wanted to try it, but for whatever reason, never had. Today I was walking through the Taksim metro station and noticed an exhibition of ebru there, by artists Fatih Yeşil and Hüseyin Gülbaran. Strangely the place was almost deserted so I could look at the prints at my leisure.

Mr. Yeşil was there, and had a pan set up for people to try it themselves. I watched him talk a woman through a basic tulip, and decided to try it myself. We'll come to that in a bit!

As a gardener and plant lover, ebru is more than a decorative art, it's a documentation of the way people see and interpret the flowers that grow in Turkey. This is not a static thing; in addition to the stylized much-repeated traditional motifs, new motifs are appearing as well, and each artist brings his or her own perceptions into their work. Some of the pieces at the exhibition today could be called more or less botanically accurate, immediately recognizable. For example, the poppy here shows a typical color pattern for P. rhoeas, the field poppy found throughout most of Turkey. The same is true for this Bellflower (Campanula). Though perhaps not any particular species, it would be instantly recognizable by anyone familiar with the family.

One flower that features prominently in ebru is the tulip. There are probably several reasons for this: Turkey is the homeland of many wild tulip species, the tulip mania that eventually spread to Holland began in Turkey, and the shape of tulip petals seems to cry out to be depicted in ebru.

Today I was struck by something I had never noticed before: how the change in varieties of tulips on the market has been reflected in ebru. Though there are many tulip species in Anatolia with a variety of shapes, the most prized in Ottoman times were those with long, thin petals, like the golden tulip in this painting. There were many named varieties, nearly all of which have been lost to cultivation today. There is now an effort underway to recreate some of these varieties, and I even was able to buy one last spring at a nursery down the street from me.

The tulips depicted in most of the older and/or more traditional examples of ebru, as well as many other turkish art forms such as tilework, depict these graceful long-petaled tulips, like those in the example here. However, during recent decades the Dutch have become the undisputed kings of tulip production and breeding, and have focused more on flowers which can be appreciated from a distance and especially when planted en masse. This means large, robust flowers on tall stems. This type of tulip has also become more common in ebru, as it's almost the only type of tulips that are commercially available any more. Still, ebru is a stylized art, and it seems that in the language of ebru, pointed petals are an essential factor in tulip-ness.

Dutch-type tulips are not the only new flowers to show up in ebru: Ottoman art lovers would almost certainly have scratched their heads if they'd seen an ebru Bird of Paradise!

Mr. Yeşil, who is also a teacher of Ebru, has his own page devoted to the art of ebru, provided below, and courses are available.

So what of my own first attempt? I wanted to try the more abstract "battal" type. At first glance, it would seem to be easier, right? But it's not! Think of it this way - is it easier to paint a picture directly or try to do it by throwing the paint at the canvas? You tap the brush a little too hard on your finger and you get too much paint. Tap it too lightly and you get none. Hold your finger too stiff and the paint shoots beyond the place you're trying to apply it. Here is mine still in the tray:



The final step is to carefully lay the paper over the surface and draw it off - why drawing it over the edge of the pan doesn't mar the paint I don't know... And I present to you, in living color, my ebru representation of... corn smut! It's a beginning...



Please visit Mr. Yeşil's page at http://www.dokusu.com and be sure to watch the videos of ebru in the process of creation! There is also an ebru gallery where you can see many fascinating examples of this unique Ottoman art form.


Türklere ebrunun ne olduğunu nasıl yapıldığını anlatmak biraz gereksiz olduğunu zannediyorum, benden çok daha iyi anlatan yerler var zaten! Bugün Taksim metrosundayken bir ebru sergisine rastgeldim ve ebru satıldığı çok yer gibi ziyaretçilere ebru yapmayı deneme imkanı da sunuluyordu. Ebru, uzun zamandır denemek istediğim birşey olduğu için sansı değerlendirdim, sonra biraz botanik bir açıdan ebru hakkında yazmaya esinlendim.

Batıda "paper marbling" olarak bilinen ebru, orada daha çok diğer objeleri süslemek kullanınan bir sanattır. Küçük çocuk olarak ilkokulumuzun kütüphanesinde dev bir sözlük vardı, kapalıyken sayfa uclarındaki desenlere hayran kalmıştım. Nasıl yapıldığını hiç düşünemiyordum, suyun yüzeyinde olacağını nereden tahmin edeyim ki?

Botanik açısından ebruyu sadece bir süs sanati değil, Türk insanının doğal dünyayı nasıl algılayıp betimlediğini bir belgeleme olarak görüyorum. Botanik olarak ele alınan çiçekleri birebir yansıtmamasına rağmen (ki bu ya imkansız olurdu ya ebrunun imkanlarını ciddi bir şekilde sınırlandırırdı), çiçeklerin özünü ortaya çıkardığı kesindir. Ebruda görünen gelincik, lale veya çan çiçeği, doğaya herhangi bir botanik türüne tam benzemiyor fakat hemen hangi çiçek olduğunu anlıyoruz.

Çiçekleri birebir betimleyemediği halde, yine de bitki dünyasında belli gerçekleri de yansıtıyor ebru. Mesela ebruda sık sık ele alınan bir çiçek, laledir. Anadolu'da birçok yaban lale türleri olması yanısıra, özellikle Hollanda'da olmak üzere batılıların bir lale soğanı için aklı şaşırtacak para harcamaya teşvik eden "lale çılgınlığı"nın başlangıcı, Türkiye'nin Lale Devri'nde idi. Osmanlıda en gözde laleler ise, günümüzde artık çoktan kaybolmuş, yaprakları uzun ve sivri olan cinslerdi. Daha eski ve/veya geneleksel Osmanlı sanati örneklerinde betimlenen lalelerin büyük çoğunluğu, bu uzun ince yapraklı cinslerden esinlenmiş olduğu görülür.

Çok şükür, bu eski türleri yeniden hayata geçirilmeye çalışılıyor artık fakat şimdilik lale üretimi ve geliştirmesinin merkezi kuşkusuz Hollanda'dır. Her ilkbahar İstanbul'un caddelerine binbir renklerini katan lalelerin hemen hemen hepsi, Hollanda'da, uzaktan göreni etkileyip gözü kamaştırmak için geliştiren, uzun boylu geniş yapraklı cinslerdir. Bu da ebruda görülebilir artık. Hatta Fatih Yeşil ile Hüseyin Gülbaran'ın eserleri yer aldığı sergide "cennet kuşu" gibi Türkiye'ye ancak bu yüzyılda gelen, Osmanlıların hiç tanımadığı çiçekler bile gördüm. Ve gelecekte başka neler ebruya girecek diye sabırsızlıkla merak ediyorum! Ebru ustası Fatih Bey ayrıca dersler veriyor; hem dersler hem de ebru için daha ayrıntılı bilgi için http://www.dokusu.com web sitesine başvurabilirsiniz.

Benim ilk girişime gelince...çok sevdiğim, daha soyut olan "battal" ebru tarzının, çiçeklerden daha kolay olacağını sanmıştım. Meğer öyle değil! Neden mi? Normal resim düşünün, hangisi daha güzel bir sonuç verecek, bir fırça ile direkt boya uygulamak mı yoksa uzaktan fırlatmak mı? Ustanın elinde son derece kolay görünüyor tabii, fırçayı sol elin parmağına hafif vurarak suyun yüzeyine boya damlacıklarını dağıtıyor. Fakat! Az fazla hafif vurursanız hiç boya çıkmaz, biraz fazla sert ise çok fazla çıkar, sol elin parmağını fazla kasarsanız da boya istediğin yeri aşar. Benim ilk ebru örneğine gelince... çiçekten çok, mısırda çıkan bir mantar hastalığına benzedi! Bir başlangıç işte...

2 comments:

Sarah said...

what an interesting post about something I knew nothing about. There are several tulip varieties in Israel as well, but none that have such thin pointed petals depicted in the ebru

Sazji said...

The main species behind many of those narrow-petaled ones is Tulipa acuminata. Here's a Google image search for it: http://images.google.com/images?hl=en&rlz=1C1CHMA_en___TR356&q=Tulipa%20acuminata&oq=&um=1&ie=UTF-8&sa=N&tab=wi